ITC Kerkük İl Başkanlığı'ndan basın açıklaması

24.11.2024
ITC Kerkük İl Başkanlığı'ndan basın açıklaması

ITC Kerkük İl Başkanlığı Kerkük Polis Komutanlığı'ndan yaşanan son gelişmeler hakkında basın açıklamasında bulundu. 

Yayınlanan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

Kerkük İl Emniyet Müdürlüğü, mevcut Emniyet Müdürünün göreve başladığı andan itibaren Türkmen toplumuna karşı dışlayıcı bir politika izlemektedir. Zaten az sayıda olan Türkmen toplumuna ayrılmış pozisyonlar, diğer toplumlara tahsis edilmiştir.

Bu zarar verici yaklaşımı kesinlikle reddettiğimizi ilan ediyoruz. Kerkük gibi hassas bir toplumsal dengeye sahip bir şehirde, bu tür dışlayıcı uygulamalar toplumsal barışı daha da zedelemektedir. Yerel yönetimin hukuka aykırı şekilde oluşturulmasından bu yana şehirde süregelen endişe verici durum, Emniyet Müdürünün Türkmen toplumuna karşı tutumu ile daha da kötüleşmektedir. Bu politika, şehre yalnızca daha fazla sorun getirecektir ve bu sorunlara hiç kimsenin ihtiyacı yoktur.

Şehrin farklı topluluklarına karşı iki farklı standart uygulama politikası, mevcut Emniyet Müdürünün tarafgir tutumu ve silahlı kuvvetlerin başkomutanının emirlerini yerine getirmemesi ciddi bir şekilde incelenmelidir. Kerkük İl Emniyet Müdürlüğü görevine, bu sorumluluğu tarafsızlık ve sadakatle yönetebilecek, ehil bir kişinin atanması gerekmektedir.

Gazetecilere yapılan basın açıklamasında ayrıca şunlar yer aldı:

Sayın Başbakan ve değerli İçişleri Bakanı’na sesleniyoruz: 2003 yılından bugüne kadar, geçtiğimiz günlerde yaşananların benzeri hiç yaşanmadı. Kerkük Polis Komutanlığı’na bağlı 320 personelin dış kontrol noktalarında, özellikle Kerkük ile Erbil ve Kerkük ile Süleymaniye arasındaki kontrol noktalarında görev alması kararlaştırıldı, ancak bu personel nüfus sayımının yapılacağı günden bir gün önce Bağdat’a alındı. Nüfus sayımının ardından bir gün geçtikten sonra 300 personel geri getirildi, fakat 20 subay halen Bağdat’ta tutuluyor. Ayrıca, şu an Bağdat İçişleri Bakanlığı’nda dış kontrol noktalarından sorumlu Türkmen bir albay bulunmaktadır, ancak onun akıbeti hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz. Biz kanunlardan yanayız ve yargı süreçlerinin işlemesine destek veriyoruz, ancak bu tür gözaltların nüfus sayımından önce gerçekleşmesi endişe vericidir.  
Irak Türkmen Cephesi olarak bu nüfus sayımı meselesine itiraz ettik ve sayım öncesinde yaşanan ihlalleri dile getirdik. Örneğin, Süleymaniye yoluyla Kerkük’e 42 binden fazla araç giriş yaptı ve Erbil’den 28 binden fazla araç Kerkük’e geldi. Bu durum, nüfus sayımından bir gün önce gerçekleşti.  
Başka bir konuya gelince, Kerkük’te yaşanan tüm ihlallere sadece Ulusal Güvenlik Kurumu tarafından müdahale edilmekte ve Kerkük Polis Komutanlığı’nın hiçbir rolü bulunmamaktadır. Bu, dikkate alınması gereken başka bir meseledir.


Ayrıca, Sayın Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’ye şunu da belirtmek isterim: Kerkük Valilik Binası ve İl Meclisi Binası’nın inşası için milyonlarca dolar harcandı. Ancak bina açıldıktan sonra ilk il meclisi toplantısı ve yerel hükümetin kuruluşu, sanki Kerkük Gazze ya da Beyrut gibi, Bağdat’taki Reşid Otel’de gerçekleştirildi. Neden böyle bir durum ortaya çıktı? Yerel hükümetin otelde kurulmasını gerektiren neydi?  
Bugünlerde konuşulanlar, Türkmen toplumunu ve özellikle Irak Türkmen Cephesi’ni zayıflatmak için yapılan girişimlerden başka bir şey değildir. Kerkük Polis Komutanlığı’nda 58 makam bulunmaktadır; ancak şu anda Türkmen toplumuna ayrılan oran %10’dan azdır. Yalnızca 6 pozisyon Türkmenlere ayrılmıştır, 24 pozisyon Araplara, 23 pozisyon ise Kürtlere verilmiştir. Bu dengesizlik ve ihlallerin Sayın Başbakan ve İçişleri Bakanı tarafından fark edilmesi gerekmektedir.


Sorum şu: Sayın İçişleri Bakanı, Kerkük’te Arap ya da Kürt kökenli bir memuru veya subayı görevinden alabilir mi? Ancak Türkmen subaylar ve memurlar kolayca görevlerinden alınmaktadır. Tüm bu soruları kamuoyunun ve siyasi grupların liderlerinin dikkatine sunuyoruz. Bugün Kerkük’te yaşananlar, Irak Türkmen Cephesi’ni zayıflatma çabalarıdır.  
Irak Türkmen Cephesi’ndeki tüm Türkmen siyasetçiler tehdit altındadır. Bu sadece bir iddia değil, Ulusal Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatlarının Kerkük’teki raporlarında açıkça yer almaktadır. Bu tehditler (PKK) ve diğer bazı gruplar tarafından yapılmaktadır ve amaç, Irak Türkmen Cephesi’ni Kerkük’te zayıflatmaktır. Sayın Başbakan’a, Kerkük’teki Türkmen toplumunun haklarını koruma çağrısında bulunuyoruz. Türkmen toplumu sürekli olarak Irak Türkmen Cephesi’nin yalnızca kınama ve eleştiri yaptığı yönünde suçlanmaktadır. Ancak gerçek şu ki, ne bir bakanımız, ne genel müdürümüz, ne de büyükelçimiz veya diplomatımız var. Kerkük’te ve diğer illerde idari pozisyonlarda hakkımızı alamadık.  
Irak Türkmen Cephesi, Irak Türkmenleri Cephesi Listesi ile 75 binden fazla oy almış olmasına rağmen, bir komplo ve ihanet teorisiyle karşılaştı ve Kerkük’teki gerçek temsilcilerinden uzaklaştırıldı. Bu yanlış politikaların sonuçları sonunda utanç ve pişmanlık olacaktır.